Klavye Sınav Heyecanını Yenebilme

SINAV HEYECANINI YENME
Sabahın erken saatleri… Adliye koridorları, gözleri ışıl ışıl parlayan şık giyimli bay ve bayan adaylar tarafından doldurulmuş. Birbirlerini daha önce hiç görmemiş bazı adaylar, eski bir dost sıcaklığıyla girecekleri sınav hakkında harıl harıl konuşuyorlar.
Kimilerinin elinde kablosu aşağıya doğru sarkık bir klavye, kiminin kucağında tuttuğu bir laptop ve son egzersizlerini yapmaya çalışan titrek parmaklar…
Nihayet beklenen saat gelir ve sınav odasından çıkan bir memur: “İsmini okuduğum arkadaşlar sıra ile içeriye girsinler!” diye seslenir. Bu sesi duyan heyecanlı kalpler, yağız bir at gibi birden şaha kalkar ve finiş çizgisine bir an önce ulaşmak istercesine dört nala koşmaya başlar. Herkes atının dizginlerini tutmaya çalışmaktadır; lâkin yüreklere laf anlatabilmek ne mümkün.
Bu heyecanla, özenle yerleştirilmiş 15-20 hatta bazen daha fazla bilgisayarın bulunduğu sınav salonuna geçilir. Sandalyelere oturulur ve isimler yazılır. Gözetmenlerin uyarıları dinlenir ve “başla!” komutu ile salonu klavye sesleri doldurur. Ne olduysa o komut sesiyle olmuştur. Sanki “başla!” değil, “dur!” denmiş gibi. Bir an tüm vücutları bir ateş kaplar, parmaklar birbirlerine dolaşır ve denizden yeni çıkmış hamsi gibi istemsiz bir şekilde çırpınmaya başlar; en basit kelimeler birbirine karıştırılır, nihayet bir iki satır cümle yazdıktan sonra bir süreliğine rahatlanır. Ama bu sefer de 3 dakika baskısı adayların üzerine bir hafakan gibi çöker. Kiminin bir dakikası 60 saniyeden daha kısa; kiminin ki ise 120 saniyeden daha uzun… İzafiyet teorisinin kendini apaçık gösterdiği gerçek bir performans ortamıdır sınav salonu…
— Evet hocam. Sınava ilk girdiğimde bahsettiğiniz hislerin bir çoğunu ben de yaşamıştım. Öyle heyecanlıydım ki; kalbim yerinden çıkacak gibi güp güp atıyordu. Üç dakika ne zaman başladı ne zaman bitti anlayamadım. Sınavdan önce kendi kendime 90-110 kelime arasında yazıyorken, sınavdaki doğru kelime sayım zar zor 60’ı bulmuştu. Ağlamak istiyordum. Hiç istemediğim bir yenilgiydi benim için. O kadar çabalamam da boşa gitmişti. Ah bir heyecanlanmasaydım, o zaman biliyordum başaracağımı; ama olmadı. İnsan heyecanına bu kadar yenik düşer mi!
— Maalesef, yaşadığınız aşırı heyecanın olumsuz etkileri bu kadar güçlü olabilir. Esasen sınava giren her aday farklı düzeylerde de olsa mutlaka bir heyecan yaşar. Bu da insana özgü doğal bir durum. Belli ölçüde yaşanan heyecan, konsantrasyonumuzun artmasına, yaptığımız işlerden keyif almamıza neden olan, başarıyı kamçılayan güzel bir duygudur. Bu ölçü ise yemekteki tuz gibi olmalıdır. Ne eksik ne de fazla…
Yaşadığımız stres, heyecan ve kaygının seviyesi ile doğru orantılı olarak dolaşım sistemimize kortizol salgılanmaya başlar. Salgılanan aşırı kortizol ise sağlıklı düşünmemizi engeller ve kişi, tüm olumlu duygularını birer birer yitirir. Bu durum daha da ileri boyuta ulaşırsa, insanın elleri ve hatta tüm vücudu titremeye başlar. Davranışlarımızı kontrol etmek güçleşir. Kalp çarpıntısı ile birlikte kan dolaşımımız artar. İçimizi büyük bir sıkıntı ve endişe kaplar. Kişi, tüm benliğini çepeçevre kuşatan bu baskıdan kurtulabilmek ümidiyle bir an önce kendisini heyecanlandıran işten uzaklaşmak ister ve böylece başarısızlığına zemin hazırlar. Uzun süren stres ise vücudumuzda gerginliğe neden olur. Bu gerginlik uzun sürerse, unutkanlık başlar, kabiliyet ve yeteneklerimiz sınırlanır.
— Hocam, bırakın sınav anını; sınav adını duyunca bile beni bir heyecan sarıyor. Normal zamanda da heyecanlı bir kişiliğe sahibim. Heyecanımı yenmeyi bir türlü başaramadım. Sınavda aynı şeyleri yaşamaktan ve yine kaybetmekten çok korkuyorum. Heyecanımı nasıl yenebileceğim hususunda bana yardımcı olur musunuz?
— Tabii ki heyecanınızı yenebilirsiniz. Bu sizin elinizde. Ama sınavı kaybetmenizin gerçek nedeni heyecan mı yoksa sınav hazırlık sürecinizin yetersizliği mi? Önce onu doğru tespit etmemiz gerekiyor.
Güzel bir yaz günü aracınıza binip yola çıktığınızı farz edin. Normal hızla keyifli keyifli yolculuğunuza devam ederken, aniden önünüze küçük bir çocuk fırlamasın mı! Bu ani olay karşısında ne yapacağınızı mı düşünür yoksa hiç düşünmeden çoktan frene basmış mı olursunuz? Tecrübeli bir şoför iseniz elbette frene basmış olursunuz. Yok Allah korusun; acemi bir şoför iseniz o zaman durum çok kötü! Bir anda panikleyip fren yerine gaza basabilir veya direksiyon hakimiyetini kaybedebilirsiniz. Oysa acemi de olsa siz de arabayı pekala kullanabiliyordunuz. Ama sonuçları çok farklı olurdu öyle değil mi? Ancak şu unutulmamalıdır ki acemi de olsanız, usta da olsanız önünüze aniden bir çocuk fırladığında vücut kimyanız birdenbire değişir, kalp atımlarınız bir anda iki katına fırlar ve müthiş bir heyecan yaşarsınız. Sadece yeterli derece tecrübeli bir şoför iseniz bu heyecanınıza rağmen yine de frene basmasını veya direksiyonu doğru yöne kırmasını bilirsiniz. Bu noktada sizin için öncelikli husus, yaşayacağınız muhtemel heyecana rağmen klavye sınavını başarı ile geçebilecek şekilde sınava hazırlıklı olmanız.
Çok iyi hazırlık süreci geçiren bir öğrencim 2009 yılında sınava girmişti. Sınav sonrasında kendisi ile görüştüm ve sınavının nasıl geçtiğini sordum. “Sorma hocam” dedi. “Sınavda heyecandan nasıl yazdığımın farkına bile varamadım. Aksilik olacak ya, sınav salonunun penceresi açıktı, cereyan yapınca sınav kağıdım yere düştü. Moralim altüst olmuştu. Çaresiz, kağıdı yerden alıp tekrar yazmaya devam ettim.” İşte bu öğrencim, klavye sınavında 213 doğru kelime yazarak birçok öğrencim gibi zabıt kâtibi olmayı başarmıştı.
Heyecanınızın zararlı etkilerini en aza indirebilmeniz için birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum:
Bir önceki sınavda başarısız olmuşsanız, bunun nedeninin heyecandan mı yoksa yetersiz hazırlıktan mı kaynaklandığı mutlaka tespit etmelisiniz.
Yukarıdaki örnekten de anlayacağınız gibi, öncelikli olarak doğru bir şekilde sınava hazırlanarak kelime hızınızı mümkün olan en yüksek seviyelere çıkarmalısınız.
Sınavda, diğer adaylarla yarışmaktan ziyade kendinizle yarışacağınızı unutmayınız. Geçmeniz gereken biri varsa o da kendinizsiniz. Aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz düşüncelerden kurtulmaya çalışınız. Bu sınav sizin için önemli veya değil; bu sadece sizi ilgilendiren bir konu. Başkaları ne der diye endişelenmeyiniz.
Klavye sınavını geçemezseniz, korkmayın hiç kimseye rezil olmazsınız. Hayatınız mahfolmaz. Yeterince yetenekli olduğunuzu, bu sınavı da rahatlıkla başarabileceğinizi düşününüz. Ancak her başarının harcının alınteriyle yoğrulmuş olduğunu da aklınızdan çıkarmayınız.
Kaygı ve endişelerinizden mümkün olduğunca kurtulabilmek için dengeli besleniniz ve yeterli miktarda su tüketiniz. Düzenli spor yapınız ve uyku düzenini ihmal etmeyiniz.
Vücut gerginliğinizi azaltacak gevşeme tekniklerini uygulayınız. Bunun için doğru nefes alıp vermeyi öğreniniz. Doğru nefes alıp vermeyi öğrendiğinizde, vücudumuzdaki damarlar genişleyecek, kan ve oksijen bedenimizin en ücra yerlerine daha rahat ulaşacaktır. Vücudumuzda artan oksijen ise yüksek stres ve heyecan nedeniyle ortaya çıkan zararlı biyokimyasal maddeleri yok edecek, kendimizi daha mutlu ve huzurlu hissetmemizi sağlayacaktır. Doğru nefes tekniğini sınav öncesi düzenli olarak uygulayabilirsiniz.
Bunun için; bulunduğunuz ortamın havası temiz olsun. Uygulamaya başlamadan önce 2-3 dakika gözlerinizi kapatınız ve güzel şeyler düşününüz.
Burnunuzdan ağır ağır ve derin bir nefes alınız. Nefes alırken ağzınızı mutlaka kapalı tutunuz. Akciğerlerinizin tamamının hava ile dolduğunu hissediniz. Nefesinizi 2-3 saniye tutunuz. Sonra içinizden 101, 102, 103 şeklinde sayarak 6 saniye gibi bir sürede nefesinizi ağzınızdan ağır ağır boşaltınız. 2-3 saniye bekledikten sonra tekrar aynı şekilde ağır ağır nefes alınız ve yine 6 saniye gibi bir sürede nefesinizi ağzınızla veriniz. Bu şekilde 10 kez tekrar ediniz. Bu çalışmayı yaparken tüm olumsuzlukların nefesiniz ile birlikte yavaş yavaş çıkıp gittiğini düşleyiniz
— Peki hocam. Aklıma gelmişken bir şey daha sormak istiyorum. Bazı arkadaşlarım, sınav öncesi sakinleştirici hap veya bitki çayı kullanmamı tavsiye ettiler. Buna ne dersiniz?
— Doktor olmadığım için bu konuda bir şey söylemem yanlış olur. Ancak yaşamınız boyunca bu sınav kadar hatta daha fazla sizi heyecanlandırcak pek çok şeyle karşılaşacaksınız. Karşılaştığınız her durumda hap kullanmayı tercih etmek, doğru bir tercih olmasa gerek. Derin bir kuyudan kova ile su çekmek istiyorsunuz; ancak ipiniz yetişmiyor. Kuyunun derinliğinden dert yanmak yerine ipinizi yeterince uzatın. Yukarıda özetlemeye çalıştığım hususlara dikkat ederseniz heyecan probleminizi aşabileceğinizi düşünüyorum. Ali ÜNLÜ (Zabıt Katipliği Sınavına Hazırlık Kitabından) www.onparmakegitimi.com

On Parmak Klavye, On Parmak Hızlı Yazma

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar