10 Parmak Pratik Çalışma, Zabıt Katipliği Sınav Metinleri – Bölüm 1

1. Metin:

Dünya mağduru olan kimsede dindarlık arama. Çünkü kendini gören Allah’ı göremez. Makam ve mevki elde etmek istersen kimseye hakaret etme ve hakir göz ile bakma. Akıllı kişi büyüklüğün ve yüksekliğin kibirle elde edileceğini aklında geçirmez. Eğer halk senin huyunu beğeniyorsa bundan daha yüce ve şerefli bir rütbe olamaz. Birisi gelip sana kibir taslarsa sen onu büyük görebilir misin? O kişiye büyük diye bakabilir misin? Yüksek bir yere eriştiğin zaman akıllı isen düşkünlere gülme. Çünkü nice nice makam sahibinin düştüğü ve o hakir gördüğün düşkünlerin onların yerine geçtiği hayatta çok görülmüştür. Farz edelim ki bir kusurun yok temiz bir adamsın. Bana kusurlu olduğum için kötü gözle bakıp hakaret etmeye aşağılamaya kalkışma.

2. Metin:

Barışı korumak kolay bir iş değildir. Bunun için milletler arasında dayanışma gerekir. Bu nedenle devletler birbirleri ile anlaşmalar paktlar yapmaktadırlar. Ancak bu anlaşmalar da hiçbir zaman saldırgan amaçlı olmamalıdır. Barışı bozmak isteyenleri bundan vazgeçirmek için kuvvetli olmak ve birlik içinde bulunmak gerekir. Diğer milletlerin haklarına toprak bütünlüklerine saygılı olmak ve onlardan da aynı saygıyı beklemek şartıyla vatanımızın güvenliğini koruyacak tedbirleri almak ve sulh için harbe hazır olmak prensibini güdüyoruz. Halen dünyada her yıl açlıktan ölen pek çok insanın bulunduğunu görüyoruz. Geri kalmış milletlere kalkınma çabalarında yardımcı olarak; refahı açlık ve baskının yerine geçirmek lazımdır. Devletler vatandaşlarını birbirlerine karşı olduğu kadar diğer milletlere karşı da açgözlülük ve kıskançlık göstermeyecek, kin tutmayacak ve duymayacak şekilde eğitilmelidirler. Tarihteki olayları ve geçmiş kavgaları alevlendirip düşmanlık tohumları ekmemek gerekir. Türk milleti insanlığın düşmanı olanların dışında hiç kimsenin düşmanı değildir.

3. Metin:

Bizi buraya getirenlerin şimdi bizim misafirimiz oldunuz demeleri beni çok şaşırttı. Gece 9.30 da başlayan sohbet şeklindeki sorguya çekilme, alinin uyarısı sonucunda sabah bitti. Akşama kadar bekleyip bursa ya hareket ettik. Tırnak işareti metin içinde başkasından aktarılan yazı veya kelimelerin başına ve sonuna konur. Önemi belirtilmek istenilen kelimeler de tırnakta yazılır. Kesme işareti ise ek almış özel adlardan sonra konulur. Kısaltmalardan ve sayılardan sonra ek kısım varsa araya kesme işareti konulmalıdır.

4. Metin:

Tarih dersinde Atatürk dersini anlatıp bitirmiş olan öğrenciye çocuğum yalnız bir şeyi söylemeyi unuttun; Türk milletini kim kurtardı diye sordu. Öğrenci de atamız kurtardı paşam diye cevap verdi. Atatürk bu cevabı kabul etmedi. Hayır, çocuğum Türk milletini kendi kanı kurtardı dedi. Atatürk Galatasaray lisesinin sınıf içi sınavında öğrencilerden birisine Nil olmasaydı mısır ne olurdu? Diye sordu. Öğrenci çabuk cevap vermek için birden boş bulunarak heyecanla ve yüksek sesle: hapı yutardı… Dedi. Bu cevap Atatürk ün hoşuna gitti. Atatürk’ün gerekli görmesi üzerine köy okutma davasını ele alan bir köy komisyonu kuruluyor. Uzun müzakereler arasında içinden çıkılmaz bir konunun karşısındayız. Bütün köylerde birer okul açılması kolay fakat bu kadar okula öğretmeni bulmak zor. Buna karşı aramızda çavuşlardan askeri görev yapar gibi köy öğretmenliğiyle mükellef bir kadroyu kurslar açarak yetiştirmek tezini savunanlar çok. Nihayet mesele Atatürk e arz ediliyor. Atatürk konu ile ilgili rapora şöyle yazıyor: Köy öğretmenliği üniversite profesörlüğünden daha güç ve mühim bir iştir. Bu kadar ciddi bir konuyu böyle hafif tedbirlerle çözümlemeye çalışmanız yanlış olacaktır.

5. Metin:

Atatürk ilmi yetkililere karşı daima hürmetkardı. Bir baloda gece yarısından sonra, izinlerini almaya gittiğimiz vakit kabul salonunda bir zamanlar saçak öptüren padişahların oturmuş oldukları yer tahtının yanındaki bir koltukta oturuyorlardı ve bize hitaben: Şuraya oturun burası padişahlara mahsus taht değil ilim adamlarına mahsus olan bir yerdir, buyurdu. Bu atanın ilme verdiği kıymeti ve veciz kelimelerle anlatılmıştı. Onun insanlığa karşı çok ince düşünceleri vardı. Fazilet ve insanlık prensiplerini etrafına da telkin ederdi.

6. Metin:

Elden geldiğince hızlı konuşulabilir. Konuşurken karşımızdaki ile karşılıklı konuşuyormuş gibi hareket etmek gerekir. Konuştuğumuz karşımızdaymış gibi davranmak yararlıdır. Söyleneni nezaketle ve dikkat dinlenmek gerekir. Konuşanın sözünü kesmek karşılıklı konuşurken söz kesmekten daha sevimsiz bir durum yaratır. Kısa konuşmaya dikkat etmek: Telefonda mümkün olduğu kadar kısa konuşmalıdır. Bu süratle hem kendi vaktimizi ve hem de karşımızdakinin vaktini boşa harcamamış; aynı zamanda hattı da fazla bağlı tutmamış oluruz. Telefon edildiği zaman söylenecekleri kafamızda tekrarlamalı, hatta gerekiyorsa kısaca not etmeliyiz. Aksi halde bazı şeyleri unutmak ve konuşmayı uzatmak durumu doğabilir. Karşı tarafın sorabileceği soruları tahmin edip buna göre hazırlıklı olmak da faydalıdır.

7. Metin:

Okuldan kaçan birkaç lise öğrencisi bir gün Çankaya civarında ağaçların altına otururlar. Birden karşılarında birkaç kişiyle birlikte Atatürk’ü görürler. Atatürk söyleyin bakayım burada sizin ne işiniz var diye sorar. Öğrenciler müdürden izinli olduklarını söylerler; izin kağıdı soran Atatürk e izin kağıdını gösteremezler. Tarih dersinin müzakeresinden kaçtıklarını itiraf ederler. Atatürk ün kaşları çatılır: Hiç tarih dersinden kaçılır mıymış diye sorar. İçlerinden biri: Kaçılmaz paşam amma kitapların lisanı bize ağır geliyor; anlayabileceğimiz dille bize kitapları verin oturup çalışalım der. Atatürk elini çocuğun omzuna koyar ve oğlum istediklerinizin hepsi olacak amma her şeyin birden yapamayız. Sıra beklemek lazım. Tarih ve dil üzerindeki çalışmalar da devam ediyor. Biz inkılapları yaptık devam ettirmek de sizin vazifeniz. Haydi, bakalım şimdi doğru okulunuza der.

8. Metin:

Tarih milletlerin yükselme ve gerileme sebeplerini ararken; birçok siyasi, askeri, toplumsal sebepler bulmakta ve saymaktadır. Şüphe yok ki bütün bu sebepler toplumsal olaylarda etkindirler. Fakat bir milletin doğrudan doğruya hayatıyla, yükselişiyle, gerilemesiyle ilgili ve bağlantılı olan milletin ekonomisidir. Tarihin ve tecrübenin tespit ettiği bu gerçek bizim milli hayatımızda ve milli tarihimizde de tamamıyla meydana çıkmıştır. Gerçekten Türk tarihi incelenirse bütün yükselme ve gerileme sebeplerinin bir ekonomi meselesinden başka bir şey olmadığını anlaşılır. Tarihimizi dolduran bunca başarılar, zaferler yahut mağlubiyetler, çöküşler ve felaketler bunların hepsi meydana geldikleri devirlerdeki ekonomik durumuzla ilgili ve bağlantılıdır. Yeni Türkiye’mizi layık olduğu seviyeye yükseltebilmek için mutlaka ekonomimize birince derecede önem vermek mecburiyetindeyiz. Çünkü zamanımız tamamen ekonomi devresinden başka bir şey değildir.

9. Metin:

Harpler milyonlarca insanın ölmesine, milyonlarca insanın yersiz yurtsuz kalarak sefalet içinde, acılar içinde kalmalarına neden olur. Barış, milletleri refaha ve mutluluğa eriştiren en iyi yoldur. Fakat her zaman barışı bozmak ve başka milletlerin haklarını çiğnemek isteyenler bulunacaktır. Böyle kötü niyetlilere ilk andan itibaren de bütün milletlerin karşı çıkması, karşı çıkma mevzuunda dayanışma içinde olması gerekir. Çünkü barış bir defa ele geçirilince korumak için daima özen ve dikkat ister. Milletler arası siyasi güven ortamının gelişmesi için ilk ve en önemli şart da bütün milletlerin, hiç olmazsa barışın korunması fikrinde samimi olarak birleşmesidir diyebiliriz.

10. Metin:

Düşündüm ki bu Türk oğlu, altı asırdan beri türlü rastlantıların kasırgaları önüne düşerek; bir boğuşma cihanının yaralarına, uçurumlarına, denizlerinde, çöllerinde yuvarlanmıştı, O koca tarihin bu hırpalanmış yolcusu, türlü afet ve musibet çukurlarında onur, şan ve şeref tepelerine tırmanmış; dizleri parçalanarak, tırnakları koparak, bu tırmanılan yerlerden bir kaza darbesi ile taşlara çarpıp çarpıp düşmüş; daima kalkarak yeni baştan dimdik durmağa çalışarak, tutunacak bir kaya parçası, yapışacak bir ağaç kütüğü aramıştı. Ve gülü diken olan o kızgın yemen çöllerinden Arnavutluk taşlarına ve acem ellerinden Girit sularına kadar altı asırdan beri kumlara, buzlara, denizlere kanını akıta akıta bereketli bir kaynağın o bitmez tükenmez kereminden her zaman taze bir kuvvet ile fışkıran; o al kanının çileli çizgileriyle şanla ve şerefle dolu o kahraman hikayesini yazmıştır.

NOT: METİNLER DAKTİLOGRAFİ KİTABINDAN ALINTIDIR.

On Parmak Klavye, On Parmak Hızlı Yazma

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar